Perşembe, Kasım 14, 2013

YDB - 14/11

Akif Emre

Daha önceki tarih yorumunda Cumhuriyet'in radikal biçimde gerçekleştirdiği devrimler, batılılaşma adımları kurucu kadrolarla başlatırken; yenilenen tarih yorumu [..] batılılaşmaya tarihsel köken ve süreklilik arama girişimiydi. Başka bir ifadeyle devrimlere tarihsel meşruiyet kazandırarak merkezden dışladığı toplumsal çoğunluğa ulaşmayı, hatta onları da sekülerleşme sürecine katmayı amaçladığı söylenebilir. Diğer tarafta İslamcıların batılılaşma itirazlarını sadece tek parti döneminin bazı ceberut uygulamaları ile sınırlayan yorumlarla onların elinden önemli kozlarından birini almayı amaçlayan bir devlet aklının akademik ve entelektüel versiyonu sahaya sürülmüş oldu [..].

Osmanlı-Cumhuriyet ilişkisini devlet sistematiği içinde süreklilik yaklaşımıyla yorumlayan muhafazakar tarih yorumunun Osmanlı yaklaşımında, laik seçkinlerin kopuş çizgisi yerine sürekliliğe vurgu vardır. Bu anlamda doğal batılılaşma çizgisine gelen muhafazakar tarih yorumu Tanzimat'ı, Islahat'ı, Meşrutiyet'i ve Cumhuriyet'i tarihsel şartlarda anlamlandırır ve bunların dönemsel koşullara verilmiş cevaplar olduklarından hareketle devlet aklını adeta kutsar. Devlette süreklilik olgusunu ve her şeye hakim devlet aklını öne çıkaran bu tarih yorumu, ideolojik önyargılardan arındırılmış ama Gökalpçı bir kültürel harmanlamayla batılılaşmayı daha ıslah edilmiş, muhafazakar bir forma girmiş şekliyle yeniden üretir. Modernleşmeyle sorunu bitirmiştir; daha doğrusu bunu sorun alanı olmaktan çıkarmıştır; devlet gerekli olduğunda en doğru olanı yapan, tarihin akışına müdahale eden 'üst akla' dönüşmüştür.

Muhafazakarlığın Osmanlı versiyonu ile 'devletçilik' olarak yeniden dönüşü, sanılanın aksine temelde İslamcılığın tezleri ile temel çatışma içindedir. Sağ-Muhafazakarlıkla İslamcılık, bilerek ve kasti olarak birbirine karıştırılıyor; muhafazakar aydınlar eliyle devletin yeniden ürettiği yeni Osmanlı akımı, bu çerçevede İslamcıların batılılaşma üzerinde yaptığı tarih okumasıyla zıttır.

Ilginç

Olanlar milliyetçi / modernist hissiyatın kendine "uygun tarih" yaratması çabaları sadece... Yazıda Vaka-i Hayriye'den bahsediliyor mesela; bu olayı destekleyen, desteklemeyen olabilir, fakat şu sonucu ulaşmamak gayet zor: bu insanlar (yonetimdekiler) barbar bir hayat tarzı takip ediyorlarmış. Böyle bir tarih içinden cımbızla bile çekip çıkarılacak ne bulunabilir?

Atilla Yayla

[Ç]oğu Türk milliyetçisine göre Kürtlerin özgürlüğünün artması Türklerin özgürlüğünü azaltır. Kemalistler de, aynı şekilde, dindarların özgürlüğünün artmasını kendi özgürlüklerinin azalması olarak görüyor. Bazı dindarlar seküler kesimlerin özgürlüğünün artmasının kendi özgürlüklerini gerileteceğini iddia ediyor.

Bu görüşlerin, duruşların, korkuların hepsi yanlış, temelsiz. Özgürlük hiç ama hiç kimsenin tapulu malı değil. Tüm insanlar, her insan teorik olarak eşit özgürlüğe sahip. Özgürlük, iktisadî tabirle, bir kıt mal teşkil etmez. Özgürlük havuzu sonsuz genişliktedir. Birinin özgürlüğünün genişlemesi başka birinin özgürlük alanını daraltmaz.

Dogru

#amkdarth