Pazartesi, Ekim 28, 2013

Ulus-Devletler ve Milliyetçilik - 4

Ulus-Devletler ve Milliyetçilik, Ernest Gellner

Milliyetçiliğin kendine has unutkanlıkları ve cımbızla seçtiği favori konuları vardır; bu tercihler her ne kadar diğerlerine dünyevi imis gibi görünseler de, yine de çok ciddi göz boyama ve yalanlar içerirler. Milliyetçiliğin kendine ve diğerlerine söylediği temel yalan şudur: bu hissiyat, özünde, çoğunluğu hatta bazen tamamı daha alçak [!] bir kültürde yaşamakta olan topluma yüksek bir kültür dayatmaktır, bunun için belli seviyede kesinlik içeren bürokratik ve teknolojik eğitime gerekli yazıtsal, konuşsal dil, okul merkezli, akademisyenler tarafından tanımlanarak topluma yayılır. Amaç anonim, şahsiyetsiz bir toplum yaratmaktır, her biri bir diğerinin yerine rahatça geçirilebilen atomize vatandaşlar yaratmak, ve toplumu hepsinden öte bir kültür paylaşımı üzerinden bir arada tutmaktır. Bu düzen aslında oldukça çetrefil içyapısı olan yerel grupların yerine geçmeye çabalar, ki bu yerine geçtiği, kenara ittiği kültürler, kendini yerel şekilde üretmekte olan, halk (folk) kültürüne dayanan mikro grupların oluşturduğu kültürdür. Gerçekten olan budur.

Fakat bu durum, milliyetçilerin zannettiğinden, ve hatta ateşli bir şekilde inanıp savunduğunun tam tersidir. Milliyetçilik kendisi gibi olmayanı ezmeye başladığında, bunu, yerel olanı savunmak için yaptığını iddia eder. Kullandığı sembolizme bakarsak, sağlıklı, el değmemiş pür doğa içinden gelen, orada çalışan, çabalayan gürbüz köylünün, "halkın (volk)", hayatından alındığını görürüz. Eğer milliyetçinin ülkesi tamamen yabancı, dışarıdan gelmiş başka bir güc tarafından ele geçirilmiş ise, ve o yabancı ülkenin yüksek kültürünün yetkilileri tarafınan yönetiliyorsa, bu sunuş şeklinde içinde [az da olsa] bir doğruluk var denebilir; çünkü o isgalci güce karşı savaş verilecektir, bu amaçla önce evdeki kültürün hatırlanıp sağlamlaştırması uğraşılır, ardından milli savunma ile ülke geri alınmaya çabalanır. Fakat eğer başarılı olunursa, ve dışarıdan gelen yabancı kültür ortadan kaldırılınca, milliyetçi onun yerine elde olan eski, yerel alçak [!] kültürü geri koymaz. Kendi inşa, hatta icat ettiği yeni bir yüksek yerel kurgular (edebi temelli, uzmanlar tarafından aktarılan). Bu "yeni yükseğin" eski yerel, halksal olanla [yüzeysel] bazı bağlantıları kalabilir..

* * *

Tarım toplumundan endüstriyel toplumuna geçişin bir entropik [1] karakteri olduğu söylenebilir, bilinen kalıplardan sistemik karmaşıklığa bir geçiştir bu aslında. Endüstriyel toplumun alansal algısı ve iş gruplanmaları anlıktır (adhoc), üyelikleri akışkandır, kurumlarının, şirketlerinin üyeleri habire gidip gelirler. Bu kişilerden de zaten sadakat beklenmez, ve onlara bir iç kültür dayatılmaz. Özetlemek gerekirse, eski yapılar çözülmüştür, onun yerini rasgele, akışkan bir birliktelik almıştır, ve bu bütünlüğün (özellikle kendinden önceki tarımsal topluma nazaran) artık hiçbir ciddi alt yapılanması kalmamıştır. Atomik kişi ve kurumun, toplumun bütünü ile arasında başka bir öğe mevcut değildir.

Fakat bu rasgele hareketliliğin, entropik akışkanlığın, toplumun her tarafında saçılmış olmanın ciddi bir yan etkisi vardır. Modern toplum içinde alt-gruplanmalar çözülmüş, o gruplanmaların ahlaki otoriteleri ezilmiş / yokedilmiş olabilir, fakat buna rağmen o toplumun bireyleri hala pek çok bağlamda birbirinden farklı olmaya devam ederler. Kimisi uzun boylu, kimisi kısa boyludur, kimisi şişman, kimisi zayıftır, kimisi esmer, kimisi açık tenlidir. Muhakkak hala insanları kategorize etmenin pek çok şekli vardır, tabii bu kategorizasyonların çoğu önemsizdir. Ama bunlardan bazıları sosyal ve politik olarak çok önemli hale gelirler. Biz bu öğelere "entropiye bağışıklı kategoriler" adını veriyoruz.

Eğer bir kategorizasyon, endüstriyel toplumun ortaya çıkmasından bugüne kadar geçen zamanda toplum içinde eşit / aynı şekilde yayılmış bir kategorizasyon / özellik değil ise, o özellik entropiye bağışıklıdır. Bu durumda, o kategoriye ait olan insanlar toplumun bir kısmında, ya da tamamında konsantre halde bulunurlar. Herhalde argümanın geri kalanını tahmin edersiniz, entropiye bağışıklı özellikler endüstriyel toplum için çok ciddi bir problem oluştururlar.

--

[1] Entropi karmaşıklığın, dağınıklığın ölçüsüdür. Evrenin entropisi sürekli artar. 

Hidrojen

Japonya yenilenebilir hidrojen bazlı ekonomi kuruyor . AB/D bölgesinde de bu teknoloji büyümekte. Hidrojen yakıt-hücre (HFC) teknolojisi ar...