Salı, Ekim 01, 2013

Ulus-Devletler ve Milliyetçilik - 2

Ulus-Devletler ve Milliyetcilik, Ernest Gellner

Şimdi dilerseniz genel olarak endüstriyel toplumun temel özelliklerine tekrar bakalım. Herkesin okur yazar olması ve [belli bir seviyede] numerik, teknik bilgi bu çağın olmazsa olmazlarındandır. Toplumun üyeleri mobildir -zaten öyle olmaya mecburdurlar-, bir aktiviteden diğerine süreklenebilirler / gönderilebilirler. Önlerine konulan yeni aktiviteye dahil olabilmelerini sağlayacak genelgeçer eğitim onlara önceden verilmiştir, bu sayede kullanma kılavuzunu, el kitabını, ne gerekiyorsa okuyarak önlerine konan yeni işlerini yapmaya başlarlar. Bu meşguliyetleri sırasında bol sayıda diğer insanlarla iletişimde olacaklardır, ve çoğunlukla bu kişilerle daha önce hiçbir tanışıklıkları olmayacaktır, bu sebeple aradaki iletişim belirgin (explicit) olmak zorundadır, bu iletişim çevre şartlarına / arka plana (context) bağlı kalan bir iletişim olamaz.

Çalışanların ayrıca, kişiden bağımsız / içinden insan çıkartılmış (impersonal) ve yazılı olarak mesaj üretebilmeleri, tüketebilmeleri de gerekir, bu mesajlar çevre koşullarına bağlı olmayan "ilgililere duyurulur" şeklinde ortaya atılan mesajlar olacaktır. [Böyle bir toplumda] bu sebepten dolayı iletişimin aynı standardize ve herkesin paylaştığı yazı ve ortam üzerinden olması gerekir. Bu sosyal kazanımı garantiliyen eğitim sistemi tam da bu sebeple büyük ve vazgeçilmez olacaktır. Sistemdeki eğitmenler yazı yazma ve üretme üzerinde tekellerini yitirmişlerdir aslında, doğru, çünkü "müşterileri" artık tüm topluma yayılmıştır, ve zaten herkesin birbirinin yerine rahatça geçerilebilme durumu eğitim makinasının içindekiler için (belki daha bile fazla) geçerlidir. Çok başarılı birkaç öğretmen ve araştırmacının yeri doldurulmaz olabilir, fakat averaj profosör ya da okul müdürünün yerini mevcut eğitmen kadrosu dışından doldurmak çok kolaydır.

Tüm bunların toplumda ve onun üyelerinin üzerindeki etkileri nelerdir? Artık toplumdaki üyelerin istihdam edilme, onurlu bir şekilde yaşayabilme, ekonomik güvenlik elde etme ve bunun sonucu olarak kendilerine saygı edinmeleri aldıkları eğitime bağlanmıştır. Kişinin aldığı eğitimin ona sağladığı kültürel fanus onun nefes alabileceği yaşamsal ve profosyonel alanın sınırlarını belirler. Aldığı eğitim artık toplum üyesinin en önemli yatırımıdır, ve bu eğitim o kişiye bir kimlik bahşeder. Modern insan, kendisi aksini zannetse bile, artık bir monarşiye, saltanata, toprağa, inanca bağlı değildir. Modern insan aslında bir kültüre bağlıdır. Genel hatlarıyla belirtmek gerekirse modern kişi devşirilmiştir. Memlük [köle asker] durumu artık evrensel bir norm halindedir. Kişinin akrabalık bağları iyiden iyiye zayıf[latıl]mısır; o bağlar, kişi ile dış dünyadaki o geniş, anonim / belirsiz kültür toplumu / guruhu ile arasına giremezler.

Bir sınıf olarak eğitmenlerin önemi işte burada ortaya cıkar - bu sınıf vazgeçilmez hale gelmiştir - diğer yandan teker teker eğitmenlerin önemli de azalmıştır çünkü kültürel kitaptaki kutsal bilgeliğe [!] erişimde tekelleri kırılmıştır. Tanım itibariyle eğitim, profosyonel baglamda herkesin devşirilmiş olduğu bir toplumda, ve kimsenin akrabalık bağlarından güvenlik elde edemediği bir yapıda öğretim ruhban sınıfı artık idari / yönetim noktalarını elde etmekte kayırılan bir durumda olamaz. Herkesin Memlük olduğu bir ortamda hiçbir özel Memlük grubu bürokraside baskın olamaz. Bürokrasi [yüzyıllar ardından] modern çağda nihayet rahat bir nefes alır, çünkü içine dahil ettiği kişilerin düzinelerce kuzenleri, asiretleri, vb. gibi bağlantılarını düşünmek zorunda kalmayacaktır [..]

Matlab

Teknik üniversitelerimizde çok fazla Matlab denen bir bilgisayar dil kullanımı var; öğrencileri bu (ticari) dile yönlendirmek yerine açık y...