Çarşamba, Eylül 11, 2013

YDB - 11/9

Bülent Şirin

Olimpiyat’ın İstanbul’a verilmeyişi [ardından yapılan yorumlarda] toplumun fena hâlde bölündüğü, ayrıştığı ve çok kötü bir geleceğe doğru hızla sürüklendiği şeklinde yorumlar yapıldı. Korkmayın ve üzülmeyin, öyle bir şey yok. Yeni bir ülke kurulurken her toplumda bulunduğu gibi bizim toplumda da var olan derin çatlaklar, sağlıklı bir ulus yapısına engel olacağı endişesiyle sıvayla örtüldü. O çatlaklar yok sayıldı. Dış görünüşte zevahir belki kurtarıldı ama aşağıda çatlakların varlığı hep devam etti, ne küçüldüler ne de eksildiler. Günümüze gelindiğinde artık sıvalar dökülmeye, çatlaklar ortaya çıkmaya başladı. Mevcut siyasi irade de yeniden sıvama yöntemini tercih etmeyince, en aklı başında sosyologdan ortalama vatandaşa kadar herkes paniğe kapıldı.

Olmadığı zannedilen rahatsızlıkların ortaya çıkması iyidir. İlk zamanlarda ciddiyet derecesi değişen sıkıntılar yaşanabilir ama bu durum kaçınılmazdır. Zamanla çatlakların etrafındaki kitleler verili duruma alışacak, ister istemez karşılıklı köprüler kurulacak ve asıl o vakit sağlıklı bir toplum yapısı oluşacaktır.

Galiba öyle

Türkiye'nin tarihsel olarak kendine özel ilginç bazı handikapları var - ulus oluşturma deneyi, endüstriyel milliyetçi ulus-devletin 2. Cihan Harbi'de kendi kendini yoketmesine yakın basladı. Diğer milletlerin "illallah" dediği şey bizim ülkede hala kuruluş aşamasında, üstüne titrenen deney olarak devam etti, milli heyecan ölmedi, çünkü çok yeniydi. Yerel ulus söylemi de bir şekilde kıvırtarak, ve zaten raslantısal olarak içinde olmayarak Avrupa tecrübesinden uzak kaldı. 1. Cihan Harbi ardından "Almanlar yenildiği için biz yenilmiş sayıldık", 2. Cihan Harbi'ne girmedik ve o mentalitenin zirve noktasını bizzat yasamadık, vs. Sonuç olarak ve zaten köylü bir toplum olarak o ezici endüstriyel felaketten ders alınamamış oldu. Mesela olimpiyatları kaybettigimiz Japonya nasıl milliyetçi kalabilirdi ki? Milliyetçiliğin yüzünden adam kafasına atom bombası yemişti.

"Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" sözü doğrudur. Yerinde bir gozlemdir. Fakat oradaki kastedilen medeniyet zaten kendini yoketmis, eski sanayisel medeniyettir. Avrupa'da bunun ardından başka bir medeniyetin temelleri atıldı, ve bu yeni medeniyet geliştirilmeye devam ediliyor. Türkiye bunları hala kendi heyecanla koruyup kolladığı "milli heyecanı" gözlüklerinden görmeye devam ediyor. Hala etrafı çitlerle çevrilmiş bir hayal dünyasında yaşıyor.

Dogru, TR'deki mevcut dandik yapıyı ve hissiyatları ne kadar sıvasan da (mesela 12 Eylül ardından 80 Model MGK Sentezi ile) eksiklerin artık kapanması mumkun degil. 2013 yılında Türkçü, Osmanlıcı "ulus inşası tonları" tasıyan laflar edilince milletin ağzı açık bunları "sevmesini" ve "sevinmesini"  bekleyen işte bu acaip düşünce silsillesidir.

İnsanlar kimligi, tarihi, kültürü hakkında ne isterse düşüncektir, bilginin bu kadar rahat dolaşabildiği bir çağda tersi zaten mümkün olamaz. Bu tür özgürlüğü bir takım "çıkar odaklarını nasıl tatmin ederim", "ona şunu verirsem karşılığında bunu alırım" gibi taktiksel yaklaşımlarla ortadan kaldıramazsınız.

Hidrojen

Japonya yenilenebilir hidrojen bazlı ekonomi kuruyor . AB/D bölgesinde de bu teknoloji büyümekte. Hidrojen yakıt-hücre (HFC) teknolojisi ar...