Salı, Eylül 24, 2013

Ulus-Devletler ve Milliyetçilik - 1

Ulus-Devletler ve Milliyetcilik, Ernest Gellner

Milliyetçiliğin kökenlerini özel bir tür işbölümünde aramak gerekir [..Modern] ekonomide sürekli artan üretkenlik, o ekonomideki işbölümünün çetrefil olmasından öte, onun hızlı bir şekilde değişken olmasını da gerektirir. Bu sürekli değişimin, hercümerçin ekonomik sistem açısından ve insanların o sistem içindeki yerleri açısından kaçınılmaz bazı etkileri olmuştur. Sistem içindeki insanlar çoğunlukla aynı işte / niche noktasında tüm hayatları boyunca kalamazlar, ardı ardına birkaç nesilin aynı işte olması zaten mümkün değildir.

Bu yeni peydahlanmış hareketliliğin, yer değişiminin bir diğer sonucu ilginç bir tür "eşitlik" anlayışını ortaya çıkarır. [Modern toplum] istese de istemese de sürekli hareket halinde olduğu için, bitmek bilmeyen bir müzikli koltuk (musical chairs [1]) oyununu oynamaya mahkumdur, bunun yan etkisi ise artık kimsenin o koltukların arasında çok büyük rütbesel, kastsal engeller koyamayacak olmasıdır. O tür engeller ekonominin getirdiği hareketliliği yavaşlatırdı ve toplum tarafından tolere edilemeyecek gerginlikler yaratırdı. İnsanlar stabil bir yaşamları varsa ve gelenekle zihinleri biraz uyuşturulmuş ise en feci eşitsizlikleri tolere edebilirler, fakat abartılı bir şekilde hareket halinde olan bir toplumda geleneğin artık kimseyi uyutma şansı kalmamıştır.

* * *

[Tarım toplumlarına bakarsak] Bu toplumlarda uğraşanların, emek verenlerin eriştiği [bazı uzmanlıklar] aşırı uç noktalardaydı: o seviyelere ve o beceriye çoğunlukla hayat boyu tamamen kendini adayarak ulaşmak mümkün oluyordu, çoğunlukla küçük yaştan başlayarak diğer tüm uğraşıların bir kenara bırakılması gerekmekteydi. Doğal olarak bu toplumlardaki sanat (ve diğer) ürünler çok yoğun emek ve beceri ağırlıklıdır, o ürünlerin eriştiği çetrefillik takip eden endüstriyel çağdaki ürünlerin yakalayamadığı bir seviyededir - modern çağın ev, dekorasyon, gastronomi [yiyecek] ürünleri bilindiği gibi oldukça dandik şeylerdir.

[Şimdi] ileri bir tarımsal toplumdaki işbölümünü averaj bir endüstriyel toplum ile karşılaştıralım. [Modern toplumda] her türlü işlevin onunla ilgilenen en azından bir uzmanı vardır. Araba tamircileri mesela belli modeller üzerinde uzmanlaşırlar. Endüstriyel toplumda daha fazla insan olacaktır, ve normal sayma yöntemleriyle gidersek bu toplumda daha fazla iş kolu olduğunu söyleyebiliriz. Bu yönden bakılırsa, evet işbölümü topluma daha fazla yayılmıştır. Fakat başka bir kriter kullanırsak nihai noktasına gelmiş bir tarım toplumunda aslında daha çetrefil bir işbölümü olduğu söyleyenebilir. Bu toplumdaki uzmanlıklar birbirine daha uzaktır / daha farklıdır, bu uzmanlıklar daha net hatlarla birbirinden ayrılmıştır.

Endüstriyel bir toplumdaki eğitimin büyük kısmı aslında genel eğitimdir, yani çok rafine, çok profosyonel bir aktiviteye bağlı değildir. Endüstriyel toplum şimdiye kadar gelmiş geçmiş en fazla uzmandan oluşan toplum olabilir, ama onun eğitim sistemi şimdiye kadar gelmiş geçmiş en az rafine olan, en genelgeçer eğitimdir. Bütün çocuklara ve gençlere şaşırtıcı derecede uzun bir süre aşağı yukarı aynı eğitim dayatılmaktadır.

[Sebep surada] Modern toplumda "iş" denen şey artık bizzat bir şeyleri hareket ettirmekle alakalı değildir. Paradigma artık kazmak, toplamak, dağıtma etrafında dönmez. İş, etraftaki maddelerle birebir iletişimde olmak yerine, bir makina üzerindeki kontrolleri manipüle etmekle alakalıdır, bu toplumdaki çoğu eylem, eğer direk insanlarla alakalı değilse, bu kontroller, düğmeler, şalterler gibi herkesin kullanabileceği ve herkese standart şekilde anlatılabilecek halde olmalıdır.

[Ve bu öğretim, ancak ve ancak "koşuldan, çevresinden bağımsız" mesajların üretilebilmesi ve tüketilebilmesi sayesinde mümkün olabilir ve o tür 'genel bilgi' ancak eğitim ile aktarılabilir]. Ve bu genel bilgi kişinin [endüstriyel] iş sahibi olabilmesi ve bunun sayesinde tam bir vatandaş olabilmesi için kişiye gerekliyse, bu standardize ortam üzerinden aktarılacak genel bilgi artık ortak para birimi haline gelmiştir, ve bu tür bir eğitimi köydeki herhangi bir grubun, ailenin, asiretin vermesi mümkün değildir. Bu eğitimi ancak modern 'ulusal' eğitim sistemine benzeyen bir şeyler verebilir. Bir öğretim piramiti oluşturulacaktır, piramitin en altında ilkokullar olacaktır ki bu okuldaki öğretmenler onun en az bir üstündeki okuldan gelecektir, ki o okulda üniversite mezunu öğretmenler eğitim verecektir, ve onların eğitimini de lisans üstü diploma sahibi olan öğretmenler verecektir. Bu piramit, aynı zamanda olabilecek en ufak siyasi ünitenin de kriteridir.

Toplumun alt gruplarının artık kendi kendini üretemiyor olması, merkezi eğitimin evrensel bir norm haline gelmesi, bu eğitimin (tamamen yerine geçemese de) yerel kültürlere ek olarak kendini sunuyor olması modern dünyanın siyasi sosyolojisinin en önemli olaylarından biridir fakat bu durumun etkileri ilginçtir ki pek incelenmemiştir. Meşru eğitimin monopolize edilmesi / devlet karteli tarafından sahiplenmesi, şiddet kullanma hakkının merkezileşmesinden daha önemlidir. Bunu anladığınız zaman insanlığın özü değil ama milliyetçiliğin temelleri daha iyi anlaşılır hale gelecektir.

--

[1] Çalan müzik ardından herkesin en yakın olduğu herhangi bir koltuğa oturduğu bir oyun.

Matlab

Teknik üniversitelerimizde çok fazla Matlab denen bir bilgisayar dil kullanımı var; öğrencileri bu (ticari) dile yönlendirmek yerine açık y...