Pazar, Şubat 05, 2012

YDB - 5/2

Fikret Bila

Atatürk’ün gençliğe gösterdiği tek önder bilimdir. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen Atatürk’ün [..]

Kemal karışık bir figür

Kemal'in bilimi desteklemesi iyidir, güzeldir ama Kemal'i bir paket olarak alırsanız, Türkçü, milliyetçi görüşü de otomatik olarak almış olursunuz. İçinden seçip ayırmanız mümkün değildir. Kendi soyadını bağıra bağıra bazı vurguları yapan bir şekilde seçmiştir. Türk vurgusu da Osmanlı tarafından aşağı görülen bir kimliğin tekrar onere edilmesinden, onun Anadolu mozaiğini önemli bir "parçası" olarak tekrar görülmeye başlamasından (hatanın tamiri) çok, çok öteye gitmiştir, Türk Tarih Tezi vb. yaklaşımlarla 21. yüzyıla kesinlikle uyumlu olmayan bir takım kavramlar geliştirilmiştir [1].

Kemal ve etrafındakiler aydınlanma ve modernitenin farkını anlayamadılar. Akla, bilime yapılan vurgu (aydınlanma) tek tip, standardize, merkezi anlayış (modernite) ile karmakarışık bir hale geldi. Bu kısmen anlaşılabilir, ikinci elden takip ediyorlardı, bir yandan modernitenin silahlarıyla dayak yiyorlardı; kendilerine dayak atan düzenin kopyasını istediler... Bu farklılığı anlamak yeni neslin görevi. Bu çağ için doğru olanları savunmak için onların daha önce başkaları, tek bir kişi tarafından söylenmiş olması gerekmez [2]. Herkes kendi aklını kullansın, doğruyu bulsun. Eskide olan bir şeyleri kurtarmak için yırtınalacağına, gelecektekilerin takip etmek isteyeceği bir şeyleri yaratmak daha iyi.

Çetin Altan


Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar? [..] Bir yanda da, durmadan tekrarlanan bir hedef; “[..] ileri uygarlık düzeyine ulaşmak için...”

Yine aydınlanma ve modernite farkı

Mehmet Akif doğru yazmış. Medeniyetler üretim tarzına bağlı, 2. dalga endüstriyel toplumu, medeniyeti, bazı iyi icraatlarına rağmen, çok fazla imha, çok fazla kıyım, çok fazla rezalet yarattı. Bu durum o çağda bile açıkça görülüyordu, adam salak değil herhalde, etrafına bakıyor, görüyor. Kitlesel üretim, tüketim, kitlesel imhayı mümkün kıldı, standardize edilmiş vatandaşlar milliyetçilik ile birbirine girdi.

Nil Nehrinin karşısında Omdurman diye bir bölgede İngiliz askerleri ilk kez Maxim adında bir makineli tüfeği, kendilerine isyan eden Mahdi liderliğindeki Derviş savaşçılarına karşı kullandılar. Bu makineli silahtan sadece 6 tane getirilmişti. Sonuç: 28 İngiliz
ölüsüne karşılık 11,000 Derviş askeri hayatını kaybetti. Muharebeyi (!) seyreden bir gözlemci, "buna çarpışma demek mümkün değil, bu düpedüz bir idamdı" yorumunu hatıralarına yazmıştır. Ve bu sadece ufacık bir savaş sahnesiydi. Bu sahneyi görüp bir şeylerin çok derinden değiştiğini anlamanız için deha olmanız gerekmez.

Fatos Karahasan

Geleceğin üniversitesinde fiziki kampüsün, öğenci yurtlarının, 4 yıllık bölümlerin, pahalı ders kitaplarının ve öğretmenlerin olmayacağına belirten Thomas Frey’in verdiği bilgiye göre, ABD bu alanda hızla örgütleniyor. Eğitim sistemini internet üzerinde sunacak bir yapı oluşturuyor. ABD’nin önde gelen üniversiteleri eğitimlerini internete taşıyorlar. Örneğin, MIT’nin ücretsiz olarak izlenebilen 2,080 dersi var. Bu dersler tam 131 milyon kez indirilmiş. Bir başka deyişle 131 milyon kez izlenmiş. 2004’de internet üzerinden eğitime başlayan Khan Academy’nin 2 bin 800 dersi var. Apple’ın iTunes U programıysa bin üniversitenin derslerini biraraya getiren muazzam bir video kütüphanesi olarak hizmet veriyor. iTunes U’nun dersleri bugüne kadar 700 milyon kez izlenmiş.

Dogru

Andy McDowell

[..] Kürt sorunu Türkiye'nin politik yapısının kendi ağırlığı altında ezilmesine sebep oldu; ki bu yapı zaten 1950'li yıllardan beri bölünmeye ve yokolmaya yüz tutmuştu. Bunun bir sebebi kısmen seçmenin iradesinin zayıflamasına sebep olan ardı ardına gelen üç tane askeri darbeydi. Bir diğer sebep 1980'lerde devreye sokulan ideolojik doktrindir. Bu doktrin "Türk-İslam sentezi" olarak adlandırılabilecek bir kurgudur; buna göre Türk, Osmanlı ve Batılılaştırıcı düşünceler biraraya getirilerek bir Türk-Sünni sentezi öne çıkartılmaktaydı. Fakat Kürt isyanları bu sentezin "Türk" kısmına ağır bir darbe vurdu. Refah Parti'nin seçimlerde yükselişi sentezin İslam boyutu ile devletin getirdiği tanımla bir uyumsuzluk ortaya çıkardı ; buna Milli Güvenlik Kurumu'nun tek cevabı Refah'ı ortadan kaldırmak ve 1997'de yasaklamak olacaktı. Bu partinin yerini hemen Fazilet Parti aldı ve bu parti Kemalizm'in modernist / seküler etiğine karşı çıkmaya devam etti. Aynı anda aşağı yukarı 1/3'u Kürt olan 15 milyonluk Aleviler siyasi sol ile bağlantılarını kesip politik Alevizm altında kendilerini öne çıkarmaya başladılar.

Bu sebeple 21. yüzyılın başında Türkiye, kendini artık birbirleri ile uzlaştırılamayan kültürel kimlik tanımları, talepleri problemini içeren bir ikilem içinde bulmuştur. Eğer Türkiye ekonomik, sosyal aynı zamanda demokratik olarak gelişmek istiyorsa bu ikilemleri, tanımları içeren kronik problemleri çözmek zorundadır. Bu problemler Milli Güvenlik Kurumu'nun çözmeye yetersiz, basiretsiz kalacağı ciddi problemlerdir.

Dogru

--

[1] 80 Model MGK Sentezi dediğimiz absürt kurgulama "birbiriyle uyumsuz kimlikler çorbasını" daha da acaiplestirdi. Halk = Birey = Devlet = Din = Batı = Osmanlı = Türk = Sünni = İslam = Millet gibi acaip bir kurgu geliştirildi. Bu eşitliklerin HİÇBİRİ doğru değildir.

[2] Jung, Myers-Briggs psikolojisine göre Koruyucu tipler geçmişe dönük olurlar, baskın fonksiyonları dışa dönük his, ya da düşünce Fe,Te ve geçmişe dönük algı Si. Koruyucular toplumun yaklaşık yüzde 40'ini oluştururlar, ve içine doğdukları hissiyatı devam ettirme eğilimindedirler, o zaman tanım itibariyle, bu grup ta kendi içinde çeşitlidir. Bu psikolojinin takip edebilecegi, cok fazla akıl dışı olmayan daha "düzgün" bir sentezin kurgulanması iyi olur. Mevcut absürt sentez bu isi daha fazla götüremiyor.

Adres

Yeni yazilar alttaki adreste olacak https://muratk3n.github.io/thirdwave/tr/