Pazartesi, Aralık 19, 2011

YDB - 19/12

Ali Bulac

İslam dünyasının durumunun hiç parlak olmadığı aşikâr. Ne tarihi yüceltmeye gerek var, ne bütün sorumluluğu [..] Batı'nın üstüne atmaya. Açık olan şu ki, bizim çok yönlü bir değişim sürecinden geçme zaruretimiz var. Kısaca kendimizi; siyasetimizi, toplumsal yapımızı, ahlaki formasyonumuzu, ekonomik anlayış ve tutumumuzu tepeden tırnağa değiştirmek zorundayız [..].

Hiç kimse Müslüman toplumların "iyi durum"da olduğunu söyleyemez. Böyle bir yüceltme bizi kör eder. Ne İslami referanslar ne tam modern kriterler açısından İslam dünyası iyidir. Sosyo-kültürel yapısı zayıftır; ahlaki bakımdan çöküş yaşamaktadır; aydınları iktibasçı ve tüketicidir; iktisadi, beşeri ve tabii kaynakları heba olmaktadır; adalete ve özgürlüğe uzaktır; toplumsal çözülmeye uğramaktadır; postmodern sömürgeci güçlerin av sahasıdır; otokrat rejimler, monarşiler ve diktatörlükler tarafından yönetilmektedir, en 'demokrat' görüneni bile vesayet rejiminden kurtulmuş değildir; mezhep ve etnik çatışmalara sürüklenmektedir; şehirleri her geçen gün biraz daha patolojik hal almaktadır.

Dogru

Özellikle şehirlerin durumu kötü, ve kötüleşiyor. En "kaliteli" bilinen yerlerde bile kamusal alan batmış durumda; mesela Bebek diye bir yerde, hava atmaya çalışan piç kuruları patlak egsozlu arabalarıyla resmen ralli yapıyorlar, günün her saatinde. "Polis nerede?" diye oradaki esnafa sorunca adamlar cevaben öyle bir kalayı basıyorlar ki duyunca irkilirsiniz.

Anonim

Zavallı köpekler onları koruyalım

Kendi köpeğini koru

TR binbir türlü Dogu / Batı kaynaklı zihinsel tortunun en dandik sentezi; Üsttekiler sozler modernist gamalist birinden. Ülkemize Batı'dan, orada sahibinin kendi hayvanına verebileceği zararı engellemek için koyulmuş "hayvanları koruma" kuralları geliyor -- ama sokak köpekleri için. Sokaklarda görülüyor, kulağa etiket takılmış, "fişlenmiş" hayvan dolaşıyor.. böylece iş halledilmiş güya. Tabii bu hayvanlar birbirine, gelene geçene havlıyor, sürüler oluşturup volta atıyorlar, zaten göt kadar olan kaldırımın üzerine yayılıp siesta yapıyorlar. İnsanların alanını işgal eden bu saçmalığa izin veren yönetim vatandaşını neyle eşdeğer gördüğünü mü belli ediyor acaba? Modernist gamalist belediyeler özellikle izin veriyor bu işlere, herhalde "dincilerin mekruh gördüğünü korursa / tersini yaparsa" otomatik olarak ilerlemiş olacaklarını zannediyorlar. Her taraf salak dolu.

Bu hayvanlar turistik yerlerde de sürekli geziniyor bu arada.. Ortaköy'de bizzat gördüm, hayvan bacağı kaldırıp çat diye tarihi caminin önüne işedi.

Radikal

Hollywood ile ilgili sınanmış tespitlerden birisi de ‘kriz’ anlarında geçmişin dehlizlerinden başarı hikâyelerini, sararmış kâğıtlara sıkışan süper kahramanları bir kez daha göreve çağırıp ‘Amerikan Rüyası’nın hâlâ gerçekleşebilir bir seçenek olduğunu gösterme çabaları [..] Bu hafta sinemalarımıza konuk olan ve bu yazının konusunu oluşturan Brad Pitt’li ‘Moneyball/Kazanma Sanatı [..] ‘Küçük Amerikalı’ya, “En büyük olmak, tepeye çıkmak için çok paraya ihtiyacın yok. Doğru yöntemlere ihtiyacın var” diye sesleniyor film. Ama ‘kapitalizmin ruhu’na sadık olmak koşuluyla. “İnsanları birer metaymış gibi alıp satmaktan, yeri geldiğinde hiç tereddüt göstermeden kapının önüne koymaktan, verimliliği artırmak için iş koşullarını yeniden düzenlemekten imtina etmeyeceksin” diyor.

Yanlış

Filmin konusu olan genel müdür (Pitt) başarıya erişemiyor; yenilikçi teknikleri kısmen yarıyor ama şampiyon olamıyor.. Film sonunda, yazıyla, o teknikleri kullanan başka bir takım Red Sox'ın (ki uzun süre şampiyon olamayan kaybeden bir klüptü) şampiyonluğa eriştiği belirtiliyor. Yani birkaç deneme, birkaç takımı kapsayan bir süreç var ortada. Ayrıca filmde insan faktörü var, sahadaki antrenör kritik bir anda kritik bir kişiyi sahaya sokarak önemli bir maçı kazanıyor. Ezbere bir takım lafları tekrarlayabilmek için film yorumunun içine etmişsin.

Murat Kap
kıner

Ez cümle, eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan televizyonda '[vicdani ret] bizim cihad kültürümüze aykırı" diyor [..] Mehmet Baransu [..] 'adam öldürmemek ama adam öldürene yemek yapmak, onun bulaşığını yıkamak öyle mi' [diyor -bravo- ..]

Arap yarımadasının en pehlivanı, yenilmez savaşçısı [..] 'Ya Muhammed! Sana katılıp çarpışmak istiyorum' deyince, Peygamber 'bana inanıyor musun' der 'hayır' cevabını alınca da: 'lazım değilsin' der [..] Adam üç kez teklifini tekrarlamış ve üçünde de 'inanıyorum' deyince 'gel o zaman' denilmiş. Yani ki İslam'da inançları, vicdanı kanattları için nefs-i müdafaa yapmama, yapmayarak ölümü seçme hakkı bulunduğu gibi, davanın hak olduğuna inanmayan kişi savaşmıyor, dahası, anası izin vermeyenler de savaşamıyordu.

Ölmeye veya öldürmeye birey karar vermeli.

Doğru

Etyen Mahcupyan

[R]eformları yapamadığı ölçüde, AKP [..] hüzünlü bir tablo sunuyor. Reformun önünü kesmek üzere kotarılan her direnç adımı, bir bumerang gibi dönüp, iktidarın siyasetini bir farsa dönüştürüyor. Vicdani ret meselesi iyi bir örnek... Önce şunu söyleyelim: Şu anki anayasada bile 'zorunlu vatan hizmeti' bir 'askerlik görevi' olarak tanımlanmıyor. Yani insanların eline silah vermektense, onları başka kamu hizmetlerinde kullanmak mümkün. Bunun için tek bir yasa değişikliği bile gerekmiyor. Ama bu adım atılmıyor, çünkü 'eline silah verme' konusunda bir esnekliğin günümüz dünyasında 'eline silah alma' konusunda da bir esnekliği ima edeceği açık.

Devlet bundan tedirgin. Çünkü toplumun askerlik hizmetine nasıl baktığını gayet iyi biliyor. Hamasi jargonun aksine, giderek çok daha fazla sayıda genç askerlik yapmanın anlamsızlığına, hatta bu deneyimin kendi kişiliğine zarar vereceğine inanıyor. Nitekim orantısız bir cezalandırma uygulaması olduğu halde, şimdiden yüzü aşkın vicdani retçi var... Türkiye'nin bu kişileri ömür boyu hapsetmekten başka çare bulamaması ise AİHM'den tazminat cezaları olarak dönüyor. Şimdi yapılan düzenleme ile bu hapis cezası tek sefere inecek ve böylece suçla orantılı olduğu savunulabilecek 'adil' bir ceza konmuş olacak. Ancak tek seferlik cezanın makul olması için askerlik süresini aşmaması gerekiyor. Çünkü aksi halde zımnen askerliğin mahpusluktan daha beter bir şey olduğunu itiraf etmiş olursunuz. Öte yandan bu cezayı çok da kısa tutamazsınız, yoksa 'maazallah' askerlik yapacak adam bulamama ihtimali var!

Ancak askerlik süresiyle eşit bir hapis cezası bile pek güvenilir olmayabilir... Çünkü toplumun değişim dinamiğine aykırı yönde giden bir tedbirin geri tepeceği, bizzat toplum tarafından kadük hale getirilebileceğini hayal etmek zor değil. Binlerce gencin vicdani retçi olduğunu ve hapisleri doldurduğunu düşünün... Bunların arasında AKP'li gençlerin de olabileceğini, hatta belki de bizzat parti ileri gelenlerini yadırgatan biçimde, bunların azımsanmayacak bir sayıya ulaşabileceğini de öngörebiliriz.

Diğer bir deyişle bu yasa kendisini gülünç durumda bırakan bir tasarrufa dönüşebilir. AKP farkında olmayabilir, ama gençlere 'haydi hepimiz hapse!' türünden bir kampanya açmalarının zeminini de sağlamış oluyor ve muhtemelen bununla nasıl başa çıkılacağı hakkında bir fikre sahip değil. Hüzünlü ama doğrusu keyifli bir süreç olacak... Toplumsal değişim isteğinin ve evrensel taleplerin önünü kesebilecekmiş gibi yapan her iktidar gibi, AKP de utanacağı ve yenik düşeceği bir süreç yaratmak üzere.

Doğru

Hidrojen

Japonya yenilenebilir hidrojen bazlı ekonomi kuruyor . AB/D bölgesinde de bu teknoloji büyümekte. Hidrojen yakıt-hücre (HFC) teknolojisi ar...