Pazartesi, Kasım 14, 2011

YDB - 14/11

Eser Karakas

Türkiye’nin çok ilginç bir yanlış iş yapma, gerekeni bile bile erteleme geleneği var.

Kürt meselesinde de yaklaşık herkes ne yapılması gerektiğini biliyordu ama adım atmada çok geciktik.

2001 krizine giderken de yanlışlar biliniyordu, bu kadar büyük bütçe açıkları ile duvara toslanacağı açık idi, ama gerekeni yapmak için ancak 2001 tokadını yemeyi bekledik.

Mustafa Muğlalı Kışlası adı yanlış dedik, “Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye” sloganı yanlış dedik ama bile bile bu yanlışları değiştirmek için, illaki de yanlışların tahribatı beklendi.

Başka yanlışları da söylüyoruz, TCK 301, Anayasa dibace, ilk üç madde, 66, 117, 136, vs., bunları görmek için de medyum ya da harika çocuk olmaya gerek yok, bakalım anayasa sürecinde yanlışlarla ne kadar yüzleşebileceğiz.

Şimdi de gündemde bedelli askerlik konusu var.

Bedelli askerliğin, bu yapı içinde, çıkması ileri bir adım ama esas yanlış zorunlu askerlik kavramında, bunun düzeltilmesi, değiştirilmesi gerekiyor, aslında herkes bunun da farkında ama nedense bu adım için de daha uzun süre beklenecek.

Ve bu bekleme sürecinde de büyük maliyetler üstleneceğiz.

Ta ki, doğru ve cesur adım atılana kadar.

Askerlik bir vergidir.

Bu bir Osmanlı geleneğidir, Osmanlı’nın en büyük vergisi askerliktir [..]

Son senelerde yaşanan acı olaylar, en son verdiğimiz 24 şehit, profesyonel orduya geçişin elzem olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

AİHM’in ürettiği “vicdani ret” kararları da bu süreci hızlandırmalıdır.

Yapılması gereken geçici ve çok hakkaniyetli olmayan “bedelli askerlik” çözümü (!) değil, profesyonel orduya geçiş için ciddi çalışmaların başlatılmasıdır.

Dogru

Matlab

Teknik üniversitelerimizde çok fazla Matlab denen bir bilgisayar dil kullanımı var; öğrencileri bu (ticari) dile yönlendirmek yerine açık y...