Pazar, Eylül 11, 2011

YDB - 11/9

Ludwig von Mises

Zahitçe hevesli kimseler, Marx'da dünya tarihinin kahraman şahsiyetlerinden birisini görürler; ve onu, en büyük iktisatçılar ile sosyologlar, hatta en mümtaz felsefeciler arasında sınıflandırırlar [..] Bir iktisatçı olarak Marx, özgünlükten tamamen yoksundu. O, klasik siyasi iktisatçıların bir takipçisiydi, ama siyasi bir önyargı olmaksızın esaslı iktisadi meselelere yaklaşma kabiliyetinden yoksundu. Her şeyi, ilk ve her şeyden önce, halkın zihninde yapılan tesiri dikkate alan bir tahrikçinin gözleriyle gördü [..].

Ayrıca o, sistemini, yani Das Kapital'in ilk cildinin yayınından sonra [.. olan] teorik iktisattaki devrimden tamamen habersiz olması talihsizliğine sahipti. Sonuç olarak Das Kapital'in takip eden ciltleri yayımlandıkları günden itibaren yeni bilimle temastan tamamen uzaktı. Bu onun meftun takipçilerini özellikle güç durumda bırakan kötü şansın bir parçasıydı. Baştan itibaren onlar ustanın yazılarının verimsiz / kısır gösterileriyle yetinmek zorundaydılar [..].

Bir sosyolog ve tarih felsefecisi olarak Marx asla partisinin gündelik ihtiyaçları için yazan yetenekli bir tahrikçiden fazlası değildi. Maddeci (materialist) tarih olgusu bilimsel olarak değersizdir; ayrıca Marx hiçbir zaman onu tam olarak hesaplamadı, aksine birbirine bağdaşması mümkün olmayan çeşitli şekillerde önerdi [..].

Bilimsel bir yazar olarak Marx kurak, bilgiç, ukala ve ağırdı. Kendisini zeki bir şekilde ifade etme kabiliyeti, ondan esirgenmiştir. Siyasi yazılarında, güçlü etkileri ve sırf göz kamaştırıcı anti-tez ve hatırlanması kolay ibareler sayesinde, sırf kelime oyunlarıyla boşluklarını gizlediği cümleler üretir [..].

Marx'ın özgünlüğü ve tarihi önemi, siyasi teknik alanda yatar. O, işyerlerinde bir araya getirilmiş işçilerin büyük kitlelerinin sıkıca birleştirilmesiyle elde edilebilecek muazzam sosyal gücü, siyasi etkiyi fark eder ve bu kitleleri uyumlu bir hareketin içinde birleştirmek için sloganlar arar ve bulur. Başka türlü siyasete ilgisiz insanları özel mülkiyete saldırmaya yönlendiren o gerekli sözü üretir. Gücenmesini akılcılaştıran ve kıskançlıklarını ve isteklerini dünya tarihi tarafından emredilen bir görev içinde yücelten bir kurtuluş öğretisine övgü yağdırır. Onlara, tek başlarına insan ırkının geleceğini taşıyan kimseler olarak şapka çıkartarak misyonlarının bilincinin ilham eder.

Iste

Anonim

Marksistler niye akla karşıdır?

Başka türlü ideolojilerini yayamazlar

Link Aşağı yukarı 19. yüzyılın ortalarına kadar sosyalizm ideali ortadan kaybolmuş gibi gözüktü. Bilim, katı mantık kuralları ile onun işe yaramaz olduğunu göstermişti; ve onun destekçileri, tek bir etkin karşı iddia geliştirememişlerdi [..] Marx, Hegelci diyalektikte [..] usta olduğu için, sosyalistlerin kendilerini buldukları ikilemden kurtulmanın bir yolunu bulmakta zorlanmadı. Bilim ve mantık, sosyalizme karşı olduğu için, bu türden rahatsız eleştirilere karşı sosyalizmi savunmak için dayanak oluşturabilecek bir sistem tasarlamak zorunluydu. Marksizm'in yapmaya çalıştığı şey buydu [..] 3 yol takip edilecekti: Birincisi, mantığın, bütün insanlık için ve bütün çağlar için evrensel olarak geçerli olduğunu inkar etti. Düşünce, Marksizm'e göre, düşünürlerden müteşekkil bir sınıf tarafından belirleniyordu. İkincisi, Marksizm, diyalektik gelişmenin bizleri zorunlu olarak sosyalizme götürdüğünü, bütün tarihin amacının ve hedefinin kamulaştıranların kamulaştırılması -inkarın inkarı- sayesinde üretim araçların sosyalleştirilmesi olduğunu ileri sürdü. Son olarak Marksizm, hiç kimsenin (ütopik sosyalistlerin yaptığı gibi) sosyalist vaat edilmiş toprakların inşası için belirli bir öneri sürmesine izin verilmemesi kuralını getirdi.

Sosyalizmin gelmesi muhakkak olduğundan; bilim, en iyisi, onun doğasını belirlemeye yönelik bütün çabalardan vazgeçmeliydi [..]

Fakat, Marksizm'in olağanüstü başarısının altında yatan esas durtu, ta ezelden beri insan ruhunun derinliklerine kök salmış öç/intikam duygusu, ve her hayalinin gerçekleşmesini bekleyen bir yöndür.

Bu duygulardan biri aşırı hayalci, diğeri çok öfkelidir, ve hiçbir insan bu duyguları aklı selim halde kabul etmez. Bu yüzden, bu türden intikam rüyalarının saçmalığını gösteren akıl ve mantık yürütme bir tarafa itilmelidir. İşte bu sebeple Marksizm, akılcılık tarafından tesis edilen hayat ve eylem üzerine bilimsel düşüncenin hakimiyetine yönelik en radikal saldırı haline gelmiştir. Marksizm, akıla karşıdır, bilime karşıdır, bizzat düşünce faaliyetine karşıdır. Bolşevikler, ısrarlı bir şekilde bize, dinin insanlar için bir afyon olduğunu söylerler. Fakat gerçekte Marksizm düşünceye karşı tasarlanmış bir afyondur. Bu ideoloji, ne yazık ki, safsata yoluyla sosyolojik problemlerin bilimsel incelenmesine mani olmuş ve zamanın entellektüel atmosferini kötü bir şekilde zehirlemiştir.

Hidrojen

Japonya yenilenebilir hidrojen bazlı ekonomi kuruyor . AB/D bölgesinde de bu teknoloji büyümekte. Hidrojen yakıt-hücre (HFC) teknolojisi ar...