Salı, Haziran 09, 2009

YDB - 9/6

Star

Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi tarafından yayınlanan, Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bölümü öğretim üyeleri Prof. Füsun Üstünel ve Doç. Dr. Birol Caymaz’ın hazırladıkları ‘Seçkinler ve Sosyal Mesafe’ konulu araştırmada, ‘prestijli’ orta ve yüksek öğretim kurumlarından mezun, orta üst sınıf mensubu, iyi mesleki pozisyonlara sahip, kendini Cumhuriyetçi, laik değerlerin taşıyıcı olarak gören kesimlerin Türkiye’nin temel meseleleri üzerinden Lozan azınlıkları, Kürtler ve muhafazakarlara yönelik algı ve temsillerini ve bu bağlamda ötekileştirme söylemi ele alındı. [..] Araştırmaya katılanların çoğunun başörtüsü meselesine ‘biz’ ve ‘onlar’ çerçevesinden baktığı ifade edilerek, en ılımlı söylemde bile ‘ötekine’ tehdit algısının olduğu vurgusu yapıldı. Ayrıca görüşülen kişilerin neredeyse tamamının, eşi başörtülü olan bir kişinin Cumhurbaşkanlığına tepkili olduklarına yer verildi.

Dogru

Arastirma dogru noktalara parmak basmis. Turkiye'deki rahatsizligin yegane kaynagi kendini elit zanneden bu kisilerdir.. 12 Eylul, 28 Subat gibi oluslar hep onlara yonelik kurulmus "piyeslerdir" ve bu kisilerin uzerinden belli araliklarla, cesitli sekillerde ulkede "kontrol" ve "para" gasp edilmeye calisilmistir [1].

Kultur kodlarina inersek, bu kisiler kendini "sarayli" olarak gorur, digerleri "koyludur". O kisilerin bayanlarinin taktigi basortusu de zaten koylulugun simgesidir (her ne kadar bu konu hakkinda bir takim kelime cambazligi yapmaya ugrassalar da akillarindan bu gecer) ve bu sebeple o diger kisiler "sarayda" yani "onlarin oldugu yerde" istenmez.

TR'de asagi yukari sarayi temsil eden yegane yer olan Cumhurbaskanligi'nda tabii ki hic istenmez!

Ayrica koylu simgeleri onlari, kendini elit zannedenleri "daha buyuk saray" "sarayin sarayi" olan Bati onunde rezil etmektedir [2].

Kafa boyle calisir.

Fakat kimse bu insanlara modernitenin bittigini, bireysel tercihlerin yeni ekonomiyle beraber tekrar geri geldigini soylememistir. Bir tek bunlar degil; Avrupa'daki salaklarin da haberi yok. Bunlar orayi takip eder. Farkinda degiller ki gordukleri bu kisiler modernite asamasindan gecmeden beyaz yakali ekonomiye atlamislar ve bu baglamda aliskanliklarini, inanclarini degistirme luzumunu hissetmemislerdir. Niye hissetsinler ki? Artik boyle bir gereklilik yoktur. 1-2-3 yerine 1-3 gecisi yapilmistir. Modern Kemalistler ise illa kendilerinin gectigi yoldan gecilmesini istemektedirler; ve mal kultur kodlari bu anlayamadiklari durumu sert bir fay hatti uzerinden ortaya koymalarini zorlamaktadir.

Bu noktada bir Martin Luther King'e ihtiyacimiz var. "Cocuklarimin deri rengine [bizim icin giyimine] gore degil, karakterinin ozune bakilarak deger verildigi bir ukede yasayacagi gunleri hayal ediyorum" demisti.

Bu mesaj tekrarlanmalidir.

--

[1] Aslinda onemli bir suclu da gasp amacli basa gelmeye calisan kisilerin medyadaki kopeklerinin kulturel fay hattini daha da derinlestirmis olmasidir. Bu aslinda geri beslemeli bir dongu (feedback loop) gibidir, kendi devinimi yine kendisini buyuten bir garip dinamiktir. Kemalist kultur kodu uzerinden "farkliyi" gorur, medya kopekleri bunu besler, farklilik buyur, medyadaki kopekler daha fazla farklilik ortaya cikartabilir. Boyle devam eder.. Bu garabet 28 Subat'ta zirveye varmistir.

[2] Sarayi temsil eden seyler, eski saray ile ozdeslestirilen ne ise o'dur; Egitim beceri sahibi olmak icin degil, "rutbe" sahibi olmak icin edinilen bir seydir, zaten eskiden de "egitilince" saraya girilmektedir. Cinsellik, escinsellik, alem konulari hep sarayla ozdeslestirilen ve bu "sarayli olma" konusu ile yakindan alakalidir [3]. Fransa'nin hayata atadigi kultur kodu ZEVK ALMA Kemalist'lerin bu ulke ile yakin alakalari uzerinden ithal edilmis ve saraylilik kistaslarina monte edilmis bir ektir. Acikcasi bu neresinden baksaniz piclesmis, b.ktan bir sentezdir. Goruyorsunuz, azicik desince kagittan ev gibi yikiliyor.

[3] Bu baglamda en sevilmeyen, korkulan kisiler cinsellik, escinsellikle alakasi olan ama "onlarin tarafindan olmayan" kisilerdir; Mesela Cemil Ipekci ve Emre Akoz. Biri escinsel digeri "pornocu". Bunlari hic sevmiyorlar.

Hidrojen

Japonya yenilenebilir hidrojen bazlı ekonomi kuruyor . AB/D bölgesinde de bu teknoloji büyümekte. Hidrojen yakıt-hücre (HFC) teknolojisi ar...