Cumartesi, Haziran 20, 2009

Modernite ve Liberalizm

Dogrudur; modernite, yani sanayilesme ve onun yarattigi kultur bireylere o zamana kadar sahip olmadiklari ozgurlukler, servisler verebilmistir. Liberalizmin fiiliyata gecmesi, bu arka plan icinde mumkun oldu. Teorik olarak ortaya cikisi daha eskidir.

Fakat modernite kendi icinde basta tanidigi ozgurlukleri, ayni anda geri alabilmenin potansiyelini de tasiyordu.

Sanayilesme ilerledikce, ulus-devlet modeli percinlendi, tren yollari, telgraflari, merkez bankalari ile merkezi otorite kuvvetlendi, ve bu kuvvetlenme cogu ulke icin kolektivizme gidisata yol acan bir "rahat yol" ortaya cikaracakti. Pek cok Avrupa ulkesi bu yolu takip etti. Oyle ki 1920-40 yillari arasinda, belki (kismen) ABD haric, kimse dunyada liberalizmin saglikli bir sekilde hayata oldugunu iddia edemez.

ABD durumunda ise herhalde nispeten 'uzak' ve 'cok buyuk' olmasi bir rol oynamis olabilir. Amerika, aslina bakarsaniz, hicbir zaman dogru durust bir "ulus" olmamistir ("birliktelik" hakkinda konussalar bile -lip service- durum boyle).

Liberalizmin donusu, daha sonra, 3. dalganin kuvvetlenmesi ile mumkun olacaktir.

60'li yillarin ogrenci hareketleri, rock'n roll, zenci (ve azinlik) haklari icin mucadeleler, bireysel teknolojileri mumkun kilan 50'li yillarda transistorun kesfi ve kritik 1952 yilinda beyaz yakalilarin mavi yakali isci sayisini gecmesini takip eder.

Demek ki modernite ile ozgurlukler arasinda kurulabilecek bir baglanti, "artilar eksileri goturur" baglaminda notr bir baglantidir. Iliski daha cok kronolojik, kismen sebep/sonuc iliskisidir.

Hidrojen

Japonya yenilenebilir hidrojen bazlı ekonomi kuruyor . AB/D bölgesinde de bu teknoloji büyümekte. Hidrojen yakıt-hücre (HFC) teknolojisi ar...