Cuma, Mayıs 15, 2009

YDB - 15/5

Ludwig von Mises

Demokrasi ve sosyalizmin ic ice gectigi seklindeki bir dusunce, Bolsevik dervriminden onceki on yillarda oldukca genis bir alana yayildi. Pek cok insan, demokrasi ile sosyalizmin ayni sey anlamina geldigine ve sosyalizmsiz demokrasinin veya demokrasisiz sosyalizmin mumkun olamayacagina inanmaya basladi. Bu fikir, ilke olarak, her iki de esas itibariyle Hegelci tarih felsefesinden kaynaklanan, "iki dusunce halkasinin" bir araya getirilmesiyle olusturulmustur.

Hegel icin dunya tarihi "hurriyet bilincliginin ilerlemesidir". Bazi genc Hegelciler bunu demokrasiye dogru evrimin kelimenin tam Hegelci anlamiyla bir zorunluluk oldugu seklinde yorumladilar. Ote yandan materyalist/maddeci tarih mefhumu, "'pek cok insanin (the many)' farkli bir icerigi sahip hurriyeti" fikrini beraberinde getirmekteydi. Endustriyel cagda "pek cok" olan dogal olarak proleter (isci) kesimidir, ve onlar da zorunlu olarak, sosyalistler haline gelmelidirler; zira bilinc, sosyal sartlar tarafindan belirlenir.

Iste bu iki halka yanyana getirilince su sonuca ulasilmistir: Demokrasiye dogru evrim ile sosyalizme dogru evrim ayni seydir. Demokrasi, sosyalizmin hayata gecirilmesine yonelik bir adimdir; ama ayni zamanda sosyalizm de, demokrasinin hayata gecirilmesine yonelik bir adimdir. "Sosyal demokrasi" basligini tasiyan bir parti, sosyalizm ve demokrasiye iliskin bu turden isbirligine cok daha acik bir sekilde ifade eder. Demokrasi adiyla birlikte sosyalist iscilerin partisi, manevi mirasini genc Avrupalilarin hareketlerinden aldilar. Ilerleme/harekete gecme oncesi radikalizmin butun sloganlari, sosyal demokrat parti programlarinda bulunuyor. Onlar; parti icin, sosyalizmin taleplerine ragbet etmedigini hisseden veyahut da bu talepler tarafindan geri puskurtulen destekcileri uye yaparlar.

Marksist sosyalizmin demokrasinin talebiyle iliskisi, Almanlarin, Ruslarin ve Avusturya-Macaristan monarsisinin egemenligi altinda yasayan daha kucuk milletlerin ve Carlar imparatorlugunun sosyalizmi tarafindan belirlendi. Bu turden az veya cok otokrat devletlerdeki her muhalefet partisi, siyasi faaliyetin gelismesinden once gelmesi gereken sartlari olusturmak icin, her seyden once, demokrasi talep etmek zorundaydi. Sosyal demokratlar icin bu, pratik olarak, demokrasiyi tartismadan kabul anlamina geliyordu; boylece hicbir zaman, pro foro externo (aile disinda olan) demokratik ideoloji uzerinde bir suphe olusturulmamis olunacakti.

Ama iki anlamli isimle ifade edilmis bu iki fikir arasindaki iliski meselesi, parti icinde tamamen baski altina alinamadi. Insanlar meseleyi ikiye ayirarak ise basladilar. Onlar pek yakindaki sosyalist cennet hakkinda konustuklarinda terimlerin birbirine bagimliligini muhafaza etmeye devam ettiler ve hatta biraz daha ileri gidip onlarin nihai olarak tek bir terim oldugunu soylediler. Demokrasi bizahiti iyi bir sey olarak telakki edildigi icin, -mustakbel cennette mutlak kurtulusu bekleyen inancli bir sosyalist olarak- baska herhangi bir neticeye ulasilamadi. Eger siyasi bir bakis acisindan hareketle en iyisi hayal edilemeseydi vaat edilen topraklarla ilgili bir seyler yanlis olmus gibi kulaga gelirdi. Bundan dolayi sosyalist yazarlar, demokrasinin, sadece sosyalist bir toplumda varolabilecegini iddia etmekten geri durmadilar. Kapitalist devletlerde demokrasi diye varolan sey, oyle ya, somurenlerin dolaplarini/fesatlarini ortmak icin tasarlanan bir karikatur degil miydi?!

Ama sosyalizm ve demokrasinin amac konusunda birlesmek zorunda oldugu bilindigi halde, onlarin ayni yolu takip etmek zorunda olup olmadigindan kimse tamamen emin degildi. Insanlar; sosyalizmin -ve bu yuzden, daha yeni tartisilan bakis acilarina gore, demokrasinin de- hayata gecirilmesinin, demokrasinin aracsalligiyla olmasi gerekip gerekmedigi veya mucadelede demokrasinin ilkelerinden sapmanin gerekli olup olmadigi meselesi uzerinde tartistilar. Bu; proletarya diktatorlugu hakkindaki meshur tartismaydi, Bolsevik devrimine kadar Marksist literaturundeki akademik tartisma konusuydu; ve daha sonra, buyuk bir siyasi mesele haline gelmistir.

[..] Neyse; eger tarihte hicbir degisim olmasa, sosyal demokratlar bu sekilde demokrasi sozuyle surekli oynamaya devam edebileceklerdi fakat tarihi bir kaza olarak, Bolsevik devrimi onlari vaktinden once maskelerini cikarmaya ve ogretilerinin ima ettigi siddeti aciga cikarmaya zorlamistir.

Demokrat maskelilere dikkat

"Demokrat ama ozgurlukcu olmayan" dangalaklar iste ustteki siyasi gecmisin beynini sulandirdigi insanlar cogunlukla... Bir sosyalistin, demokrasi sozunu gevelemeye basladigi zaman ustteki dusunce cizgisini takip ediyor olmasi oldukca muhtemeldir, bu sebeple bu adamlari cok dikkatle filtreleyip, elemek gerekir.

Araya it kopek karistirmamak lazim.

Bir de; malum kisilerin beyninde ulusalcilik ile sosyalizm arasinda bir "karsitlik" denklemi olusturulmustur; halbuki bu dusunce yapilarinin her ikisi de kolektivist mahiyettedir. Iste bu "sozde karsitlik" denklemi yuzunden bu zavallilar "ulusalcilik" tasfiye olmaya baslayinca simdi "kendilerinin kazanmakta oldugu" gibi bir yanilgiya dusuyorlar.

Beyfendiler: Sizin kazandiginiz falan yok. Siz zaten coktan yenilgiye ugradiniz ve tasfiye oldunuz.

Bosuna gelin guvey olmayin.

#amkdarth