Cumartesi, Mayıs 05, 2007

III. Dalga

Gelecek Soku (Future Schock) adli kitabinda Alvin Toffler, kavram bollugunun, artan hizin toplumlari ve bireyleri nasil etkileyecegini cok guzel anlatir. Bir gelecek tahmincisi (futurist) olarak bilinen Toffler'i ilginc yapan, daha 1970'lerden gunumuz dunyasini gayet net tahmin edebilmis olmasidir. 70'lerde kult'leri, dinin yukselisini, 80'lerde open source, ve bilgi ekonomisini tahmin edebilmis bu bilge insan, ne yazik ki ulkemizde bilinen, fikirlerinden esinlenen bir insan degildir.

Alvin Toffler

Bunun bedelini ne yazik ki pek cok sorunumuzu dogru analiz edememis olmakla odemekteyiz cunku bu gelecekci, mesela Cin'de en saygideger fikir insanlari arasinda sayilmaktadir. Kitaplari Cin yonetimi tarafindan 80 yillarinin basinda kesfedilmistir ve akabinde milyonlarca basilan kitabi bu ulkenin gelismesi icin en onemli kaynaklardan biri haline gelmistir. Oyle ki, kendisinin III. Dalga (Third Wave) adli kitabi, Cin'de "Deng Xiaoping'den Secme Yazilar" adli eserinden sonra satilan en cok basilan/satilan kitap olma rekorunu halen elinde buludurmaktadir. Amerika'da, 90'li yillarda meclis baskanligi yapan Newt Gingrich, kendisini Toffler'in en eski okurlarindan biri olarak lanse etmekten hic cekinmiyordu. Ustad, tum Fortune 100 sirketlerine, dunya liderlerine, sahsiyetlerine danismanligiyla bilinen bir insandir.

Blog'un ilerleyen yazilarinda "ure-ketim" (prosuming) gibi kavramlari isleyecegiz. Fakat bu yazida, Turkiye'nin acil ihtiyaclari sebebiyle, daha antropolojik ve sosyolojik fikirlerine siginmamiz gerekecek.

Ama ondan once kisa bir dunya tarihi...

Toffler'a Gore Tarih

Insanlik tarihini pek cok sekilde bolmek mumkundur. Yazi oncesi, sonrasi, Isa oncesi, sonrasi. Fakat Ucuncu Dalga eserine gore bunlar en onemli bolum noktalari degildir. Bu teze gore, insanlik tarihi 3 parcaya bolunmelidir cunku tarihimizde gundelik hayatimizi derinden etkileyen 3 buyuk akim meydana gelmistir. Bunlardan ilki organize tarima gecistir. Digeri sanayilesmedir ve en yeni gelen akim ise, servis/bilgi ekonomisine gecistir.

Bu bolunusun sebebi, Toffler'a gore sosyal duzenlerin ortaya cikmasinda bu akimlarin en buyuk belirleyici olmasidir. Mesela, organize tarim, koylu sinifini yaratmistir ve bu sinifin kendine has kurallari, zaman/mekan anlayisi vardir. Koylu, hep sabit, ayni yerde, pek degismeyen buyuk aileli bir ortamda yasar. Fikri cesitliligi yoktur. Uretimi kendisi icindir, urettigi fazlayi ise (eger varsa) tepesinde demir yumrukla onu yoneten bir adam kendisinden gasp ederek kontrol etmeye calisir.

2. dalgada ise, sanayilesme basgosterir. Sabit toprak yerine, merkeze "fabrika" oturtur. Ama fabrika, ulkenin herhangi bir yerinde olabilecegi icin, buyuk aileler bu sisteme yaramaz. Bu sistem, fabrikada calismaya hazir oradan oraya suruklenebilecek daha ufak ailelere ihtiyac duyar. Iste "cekirdek aile" denen olus, direk sanayi akimi icin gereken bir kavram olarak ortaya cikar. Bu sistemden ailede baba calisacak, ama hala cocuklara bakilmasi gerektigi icin anne evde cocuklara bakacak ve ataerkil bir sistem olusacaktir. Zaman kavrami 2. dalgada buyuk bir degisiklige ugrar. Koylunun yavas olan hayati, sanayi toplumunun asiri senkronize, dakiklik gerektiren dunyasina uymaz. Bu uyum sirasinda ortaya cikan sorunlari goren Ingilizler, bu uyumu hizlandirmak icin yaygin egitim (mass education) sistemini devreye sokmuslardir. Gunumuzdeki okul, sinif, ogretmen anlayisi direk bu ihtiyaca cevaptan olusmustur. Bu sistemde cocuklar bilgi ogrenmekten cok, zil calinca bir yerde olmayi, amirden (ogretmen) emir almayi, tekrara dayanan (ayni formulu kullanarak degisik problemleri cozmek gibi) isleri yapmayi ogrenirler. Bir fabrikadaki "bantta" onlara bu tur tekrar bazli yetenekler gerekecektir.

Zannedilenin aksine, bu sistem demokrasiyi dogurmaz. Sanayi urunleri birbirine benzeyen urunlerdir, ve tekrara dayanan islemlemlerden cikarlar ve bu yuzden sanayi akimi, toplumda bir "tek tiplesmeyi" dogurur. Ayrica, hammeddenin fabrikaya, urunun piyasaya ulasmasi icin herseyin mumkun oldugu kadar cok entegre olmasi gerektigi icin, bunlarin idaresi icin merkezi burokrasi gerekecektir. Ve iste tum bu insan benzerligi, entegrasyon, burokrasi gibi ihtiyaclardan bildigimiz "ulus devlet" kavrami ortaya cikar.

Turkiye'de Cumhuriyet bu sekilde bir sanayilesme projesidir. 2. dalgaya aittir.

3. dalgada ise servis/bilgi teknolojileri on plana cikar. Urunlerde once urun farklilastirma ihtiyacindan gelen "kisisellestirme" basgosterir, ki bunlari uretecek insanlarin da bireysellesmeleri hizlanir. Insan degeri bir is bantina katilma kapasitesi ile degil, tek basina bilgi idaresi, karar alma yetenegi ile olculecegi icin, bu sistemde merkezilesmek ve tek tiplesmek bozulmaya baslar. Zaten yasamin artan hizi, alinmasi gereken kararlari cogaltacaktir ve burokrasi, tek merkez bu kararlara yetisememeye baslayacaktir. Klasik ulus devlet kavrami 3. dalgada cozulmeye baslar.

Turkiye

Bu kavramlara bakarsak, ulkemizde olanlari daha rahat anlayabilmis oluruz. ABD ulkesinde 1. dalga asilmis, 2. dalga neredeyse sona ermis ve 3. dalgaya gecmis olmanin dogal sorunlari (zamanin sartlari geregince) yasanmaktadir. Fakat ulkemizde 1.,2. ve 3. dalgalarin hepsi de ayni anda mevcuttur! Biz, koylu sinifini hala yokedebilmis degiliz, sanayilesmeyi bir olcude basardik ama artik onemli bir kismimiz da servis/bilgi ekonomisinde yasamaktadir. Iste kafa karisikligimiz da buradan kaynaklaniyor.

Toffler'a gore nerede bir catisma, siyasi kapisma var ise, orada dalgalar arasi bir fay hatti aramak gerekir. O zaman, son zamanda olan catismalara bakarak kimin hangi dalganin parcasi oldugunu gorelim. Ulus-devlet bekcisi Kemalist'ler 2. dalganin savunuculugunu yapmaktadirlar. Merkez burokrasi, tek tipcilik (Turk ulusu etiketi altinda) gibi sanayi kavramlarini savunmaktadirlar.

Karsilarinda kim vardir? 1. dalgada olan koyluler mi?

Bir derece evet fakat artik cogunlukla hayir. Kemalist'lerin buyuk bir hatasi sudur: O koylulerden buyuk bir kismi sehre gocetmis, servis/bilgi ekonomisine gecmis, ve bireyselleserek giysi/kiyafet/hayat tarzlari ile bu bireyselliklerini yasamayi istemektedirler. Yani Cumhuriyetciler 1. dalgayla savastiklarini zannetmekte fakat aslinda 3. dalga ile karsi karsiya gelmektedirler.

Gelecek Soku

Dahasi da var: Toffler, 70'lerde yazdigi Gelecek Soku adli kitabinda 3. akimin dogal sonucu olarak 24 saat 7 gun "isleyen" dunyanin, bir insanin duyularini, karar verici/bilgi isleyici beynini bombardina tutacagindan bahsetmektedir. Arastirmalara gore beynimiz, "farkli olani" isler, bu sebeple karanlikta gozumuz gormez ama hareketi farkederiz. Fakat bu beyin, cok fazla "degisim" ile ardi ardina bombardina ugrarsa, uyuyamamak, yorgunluk, sonra kizginlik sonra akli mekanizmalarinda tikaniklik gibi sonuclar basgosterir cunku her insanin sinirli bir "degisiklik kapasitesi" vardir. 2.'dan 3. dalgaya gecen toplumlarda siddet, ruh hastaligi gibi problemlemlerin daha sik basgostermesinin sebepleri bu "degisim enflasyonunda" aranmaktadir.

Degisimi yok edemeyiz cunku bunu kontrolumuz disindaki yerler yaratir. Ama bu degisimi idare edebiliriz. Is/gunluk hayatta cok fazla degisim olabilir, o zaman hayatimizin bazi alanlarinda "degisim azaltmasi" gitmek bir cozumdur.

Bunu insanlar cogunlula bir alt-kultur secerek yaparlar. Bunun icin "sorfcu","metalci" gibi bir alt-kulture dahil olunarak o grubun secenekleri benimsenir ve boylece hayatta yapilan daha genis secim yelpazesi daraltilmis olur. Bir motorsiklet cetesinin (ABD'de Hell's Angels gibi) elemanlari hep siyah renkli deri ceket giyerler, bu sayede bu gruba dahil olan kisi artik her gun ustume ne giyecegim kaygisindan kurtulmus olacaktir. Her gun siyah, deri ceket giyecektir.

Turkiye'de 2. dalganin korktugu, cekemedigi bazi insanlar da, aslinda hayatlarinin bir bolumunde secim daraltmasi yapmislardir. Cok fazla degisen dunyada, degismeyen bir ada onlarin basina taktigi turbandir, gidilen camidir. Bu baglamda, her aksamustu Starbucks'a giden birisinden farkli degildirler. Insanin rituel ihtiyaci aslinda mistik bir ihtiyac degildir - tamamen tekrar, aynilik yaratma amaciyla olusmus bir cozumden ibarettir.

Ve iste bu iki faktor sebebiyle Turkiye'de cetin kizismalar meydana gelmektedir cunku 2. dalga takipcileri siki endustriyellesme projesini, zamani gecmesine ragmen, surdurmek isteyerek degirmen kovalamayi surdurmektedirler. Bunu kulturel yansimalari bile Toffler'in eserlerinden cok net anlasilabilir. Mesela (Cumhuriyetci'lerin cok sevdigi) klasik muzik, aslinda ileri degil endustriyel bir kavramdir - bir senfoni orkestrasi, aynen bir fabrika gibi, degismez bir spesifikasyona dayali bir muzik (fabrika urunu) uretir, bu uretim cok net bir hiyerarsi ve senkronizasyon altinda yapilir, orkestra sefi, bant basindaki mudurdur, muzisyenler ise iscidir. Orkestrada cok kisi calar cunku eski zamanlarda amfi sistemi (bilahere elektrik) yoktur, fazla ses cikarmak icin fazla insan gerekir. Yani 2. dalganin parcasi olan klasik muzik, aslinda geri kalmis bir kavramdir. Sanayi caginin bir parcasidir.

Devami: Endustriyel Ideolojilerin Temelleri

[1] Toffler, A. 1970, Future Shock
[2] Toffler, A. 1980, Third Wave

Etiketler: